TAKDİR ETMEK!

Derya-bolcan

Uzm. Psk. Derya Bolcan

Yapılan araştırmalar da insanları en çok neyin motive ettiği sorusuna verilen cevaplar doğrultusunda çıkan sonuçlarda birinci sırayı takdir   edilme duygusu almıştır.İnsanların bu duyguyu tatması ,onların yaşamları boyunca mutlu olmalarını sağlayacak bir olgudur. İnsanın doğal ihtiyaçlarından yalnızca bir tanesidir. İnsan denilen varlık güdülenmek zorundadır ve  bir şekilde gururunun okşanılmasını ister. Yaptığı işlerin, kazandığı başarıların devamlı olması için gereklidir.

Hiç düşündünüz mü bunca insan bütün güzel hareketleri sadece bir takdir kazanmak için mi yapmıştır? Hepinizin cevabını duyar gibiyim ;ama bu kelimeye  o kadar farklı anlamlar yüklenmiş ve yozlaştırılmıştır  ki  birde benim yazımdan cevabı okumanızı  istedim ve emin olun okuduktan sonra verdiğiniz cevap değişmiş olabilir. Takdir dediğimiz bu duygunun ne olduğunu nasıl öğreneceğiz peki, onu başkasına nasıl  ifade edeceğiz? Öncelikle toplumun, anne-babanın ve arkadaşlarımızın ,bütün insanların ve kitapların takdir edilme hakkında  söyledikleri  tanımları  zaten biliyoruz ama takdir demişken; ne olduğunu da belirtelim. Bir çalışmayı bir işi,bir davranışı beğendiğinde bunu açıkça belirtme, bir kimseye değer verme. Önemli olan ne olduğunu tek başımıza öğrenmemiz. O zaman  bu duyguyu anlayabilmek için ilk önce kendi ön yargılarımızdan kurtulmamız gerekir. Şöyle ki; eğitim psikolojisinde çokça bahsedilen ideal benlik  ile gerçek benliğin ne olduğunu öğrenelim. Gerçek benlik; ne olduğumuz-ideal benlik ise; ne olmak istediğimizdir ve bu ikisi arasındaki mesafe bizim özsaygımızın derecesini belirler (Rogers-Benlik Kuramı).

Bu ikisi arasındaki uçurum kişiyi fazlaca yoracağından pes etme, bıkkınlık ve hayal kırıklıklarına yol açabilir. Kişilere karşı bu kaynağı verimli kullanmak durumundayız. Onları hedeflerine ulaşmak için yüreklendirmek güzel ama onun önüne istemediği, başarısız olacağı ve en önemlisi hayalini kurmadığı hedefler koymak bireyde  mutsuzluğuna sebep olabilir. Bu konuda aşırı takdir etseniz de sen yaparsın deseniz de bu yolda kendini mutsuz hissedebilir. Bu açıdan baktığımızda kişi fedakarlıkla yaptığı ve içten gelen davranışlarının hepsinde bir onay ve maddi/ manevi destek beklemektedir.

Diğer yandan, para kazanmak , kazandığımız o para ile refahlı  ve güzel bir ömür sürerek rahat etmek için çalışıyoruz gibi görünüyorsak da bütün çalışmalarımızdan dolayı ara ara takdir edileceğimizin ümidi olmasa, emin olun ki geçinmek ve hayatımızı idame ettirmek adına bile olsa çalışma hevesimiz kalmaz. Büyük şeyler başarmaya gerek yoktur bu arzu için, ortada bir başarı olmasına da gerek olmaz. İnsanlar, özellikle sevdiklerinin ve yakınlarının, kendilerini izlemesini ve yaptıkları şeyleri takdirle karşılamasını ister. 

Tehlikeli değildir korkmayın, doğal olarak sahip olunan bir yetidir. Şöyle ki; daha çocukken hiçbir kabiliyetimizin gelişmediği küçük yaşlarda ayağa kalkıp yürümemizi sağlayan anne ve babamızın teşvikleri, takdirleri değil midir? Daha ilk adımlarımızı atmaya başladığımız zaman annemizle babamız bize aferin demeseler, bizler için zor olan yürümeyi sanırım çekici bulmazdık. Yürüdükten sonra onun hazzını yaşamasaydık, koşma davranışı edinemezdik. Binlerce örnek  verilebilir; sanatkarlar, yazarlar, ressamlar, en büyük kaşifler, mucitler vb. gibi bilime ve insanlığa yön veren kişilerin hepsi yaptıkları işlerin öncelikli olarak başkaları tarafından takdir edilmesini, sonrasında ise bu durumun kendi içsel istek ve motivasyonlarını artırdığını, kolay kolay hiçbir durumun bu  düşünce ve idealleri ortadan kaldıramadığını görmekteyiz.

Takdir edilmek hem başkaları tarafından hem de kişinin kendisini onaylaması ve sosyal algılanması ile içsel algının örtüşmesi açısından önemlidir. Sosyal algılanma ve içsel algılanma örtüşmesi dengesiz bir halde ise  bu durumda kaygı, depresyon, ruhsal sorunları da kaçınılmaz kılmaktadır.

Bir fidan, yeşermek ve boy atmak için nasıl ilgi ve su gibi besinlere muhtaç ise bir insanda çocukluğundan itibaren fiziksel ihtiyaçlarının yanında ilgi alaka ve takdir edilmeye de muhtaçtır. Kaliteli bir ürün ince detaylarda ve ince üretimde kendini hissettirir, kaliteli bir insanda çocukluğundan itibaren yaptığı güzel ve iyi davranışların küçükte olsa fark edilmesi ile gelişir.

Güzellikleri fark etmek dileğiyle…